Kurban Hakkında

Takdim

"Onların ne etleri, ne de kanları Allah'a ulaşır; Fakat sizden O'na ulaşan yalnızca O'na

karşı gösterdiğiniz derin sorumluluk bilincidir."

(Hacc/37)

Akabe Camiası, kuruluş çalışmalarının başladığı gün itibariyle kurban çalışmalarım sürdürmüş ve her geçen yıl bu çalışmaları daha verimli hale getirmiştir. Zira her kurban bayramında bayramım kurban edenler artmış, bu çalışmaların bereketiyle vakfımız yeni faaliyetlerde bulunmuştur.

Vakıf tarihinin ilk yıllarında kurban çalışmaları sadece deri bağışı üzerinden yürütülüyordu. Vakfımız daha somaki yıllarda, kelle ve sakatat bağışı çalışmalarından, kurban kesim ve satım organizasyonları, hisse kurban kesimi ve sahibine teslimi, yurtiçi ve yurtdışı kurban bağış organizasyonlarına dek bir çok hizmet alanlarında etkinlik göstermektedir.

Bu çalışmaları özellikle bilgi ve bilinç yönünden takviye maksatlı, Akabe Ribat El Kitabı'ndan sonra Akabe Kurban El Kitabı'm hazırladık. İstedik ki bu desteklerle daha sağlıklı, daha bereketli çalışmalara imza atalım.

Bu hazırladığımız Kurban El Kitabı'nda; kurban ve manaları, Kur'an'da ve İslam tarihinde kurbanın anlamlan gibi konular üzerinde durduk. Bunun yamsıra kurbanın fıkhi boyutunun tamamı olmasa da hemen aklımıza gelebilecek, bize en çok sorulan kurbanla ilgili fıkhi soruları, fıkıh kitaplarından ve Mustafa İslamoğlu Hocamıza sorarak cevaplarım size sunduk.

Tüm bunlarla birlikte daha çok "kurban bilinci" üzerinde derlemeler yaptık. Bu çalışmalarımızın kapsayıcı bir çalışma olmadığının farkındayız. İnşallah önümüzdeki yıllarda sîzlerden gelen öneri ve tavsiyelerinizle sahada öncelikli olan kurbanla ilgili mevzuları bu mütevazi çalışmamıza ilave ederiz.

Rabbim bizleri kurbandan gereği gibi istifade edenlerden kılsın. İbrahim gibi kurban eden, İsmail gibi kurban olanlardan eylesin. Kurbanla kendine yaklaşanlardan, bayramım ve hayatını kurban edenlerden eylesin...

Kurban Nedir?

Lûgavî Çerçeve

Kurban, en yalın haliyle yaklaşmak, yakın olmak manasına gelir. Bir mübalağa kipi olup, sürekliliği ifade eder. Kök manasının tüm olumlu çağrışımlarıyla ağzına kadar dolu olmayı çağrıştıran fulan vezninden gelen kurban, yakınlığın nihai noktası olan sürekli huzurda olmak demektir.

Kur'an'da geçen hedy, nusuk, nusk, mensek, nezr, nahr, zebh, zibh, zebih gibi kelimeler kurban kelimesinin çağrışım alanlarına dahildir.

Elbette kurban ile kastedilen Allah'ın yaklaşma'sı değil, Allah'a yaklaşma'dır. Onun için açılımı hem failin, hem mefulün yaklaşmasını birlikte ifade eden kurbullah biçiminde değil, et-Takarrub ilallah (Allah'a yaklaşmak) biçimindedir. Zira Allah kuluna zaten yalandır, hem de şahdamanndan bile daha yakın. Mesele; kulun Allah'a yakın olup olmama meselesidir.

Istılahi Çerçeve

Terim olarak kurban, "Allah'a yaklaşmak niyetiyle kesilen hayvan" demektir. Kuran'da geçen İbrahim peygamber ve oğlu İsmail peygamber ile

ilgili kıssadan yola çıkarak kurban kavramı, çok daha genel ve derin bir adanmışlığı ifade eder.

Bir müslümanm Allah rızası için varlığım ve her şeyini gerektiğinde feda edebilecek olması, Allah'a teslimiyetinin ve ona karşı şükür içinde olmasının bir göstergesidir. Hac sûresinde geçen şu ayet, kurbanın inancımızdaki yerini özetler:

"Onların ne etleri, ne de kanları Allah'a ulaşır; Fakat sizden O'na ulaşan yalnızca O'na karşı gösterdiğiniz derin sorumluluk bilincidir." (Hacc/37)

 

Kur'an'da ve Tarihte Kurban

Adayanlar; Hz. İbrahim, Hz. Hanne, Hz. Zekeriyya... Adananlar; Hz. İsmail, Hz. Meryem, Hz. Yahya...

Hz. İbrahim ve Hz. İsmail

"Rabbim! Bana erdemli bir (evlat) bağışla!'

Bunun üzerine ona uyumlu ve olgun bir oğlan çocuğu müjdeledik.

Derken çocuk onun çaba ve tasasına ortak olacak olgunluğa eriştiğinde, (İbrahim) şöyle dedi:

- 'Yavrucuğum! Kendimi rüyada seni kurban eder-

 

beslediğine şahit oluyor. Hanne'nin kalbi Allah'la konuşuyor ve dua yerini buluyor. Hamile kalan Hanne, Rabbine teşekkür etmek istiyor. Fakat elinde avucunda hiçbir şey yok. Daha yavrusunu doğurmadan kocasını da kaybediyor.

'Rabbitn!'diyor, 'Henüz doğmamış olan yavrumu, tüm iç ve dış ayartmalardan azade olarak sana adıyorum, benden kabul buyur!' (Al-i İmrarı, 35)

Hanne'nin adağı kabul ediliyor. İşte bu mübarek adak Meryem oluyor. Yani, o duanın sahibi Hz. İsa'nın anne annesi. İşte kurtuluş müjdecisi Hz. İsa, böyle bir adayış sürecinin ürünü olarak insanlığa sunuluyor.

Hz. Zekeriyya ve Hz. Yahya

Benzer bir duayı Hz. Zekeriyya da yapıyor:

'Rabbim!'diyor, 'bana katından temiz bir nesil ikram et!'

Oysa ki Hz. Zekeriyya da tıpkı Hz. İbrahim gibi, İmran-Hanne çifti gibi ihtiyarlamıştır. Ancak kalbin duası kabul görüyor ve kendisine Yahya müjdeleniyor. Bu kez Hz. Zekeriyya şöyle diyor:

'Rabbim benim nasıl bir oğlum olur; benim yaşım geçmiştir, eşim de kısırdır?'

İyi de, biraz önce Allah'tan evlat isteyen kendisi değil miydi? O duayı ederken bunları bilmiyor muydu? Ne değişti? Değişen bir şey yok aslında. Tek değişen, Hz. Zekeriyya'nın yürek modu. Duayı aşk modunda etmişti, soruyu akıl modunda soruyor; hepsi bu...

Bu üç örneğe Allah Rasûlü'nün babasını da eklemek gerek. O da bir duanm, Abdulmuttalib'in gökleri sallayan duasınm mahsulü. Kâbe'nin hâzinelerini gasbetmek isteyen eşkiya çetesine karşı koyamayınca, ellerini semaya kaldırıp Allah'tan on evlat işeyerek dua ediyor. Allah on evlat verince de, adağını yerine getirmek için Abdullah'ı kurban ediyor. O da büyük dedesi Hz. İsmail gibi son anda bıçak altından almıyor. Allah Rasûlü 'Ben iki kurbanlığın oğluyum.' derken bunu kastediyor.

Kıssadan hisse: Büyük dualar, büyük icabetlere medar oluyor. Büyük icabetler, İsmail, Meryem, Yahya gibi büyük kurbanlar ortaya çıkarıyor. Dua sahiplerinin duaları karşılıksız bırakılmıyor. Fakat imtihan yine bitmiyor. Bu kez smavm şekli değişiyor. Her biri yolunu beklediği evladıyla başka bir biçimde sınanıyor. Bütün bu örnekler adeta 'Hayat bu, Allah'ın sünneti bu, büyük olmak bu, gök kubbeye kalıcı bir ses koyvermek bu!' diyor. Ve bize Allah'a adanmış bir hayatın ödülünün büyüklüğünü öğretiyor hepsi de...

Hz. Adem'den Günümüze

Birçok ibadette olduğu gibi kurban da Kur'an'la birlikte hayat sahnesine çıkan bir ibadet değildir. Kurban ibadetinin yaşı insanlığın yaşıyla eşittir. Biz bu hakikati Kur'an'dan öğreniyoruz:

"Ve onlara Adem'in iki oğlunun kıssasını gerçek bir amaca matuf olarak anlat: Hani, ikisi de birer kurban sunmuşlardı ve birinden kabul edildiği hâlde diğerinden kabul edilmemişti!" (Maide/27)

Yine Hac suresinin 34. ayetinde; "Biz her ümmet için kurban kesmeyi ibadet kıldık" ibaresinden de anlaşıldığı gibi kurban insanlığın her döneminde var olmuş, fakat insanlık hakikatten saptıkça, insana musahhar kılman şeylere insan kurban adamış, (güneşe, ateşe, nehre kurban sunmak gibi) Hatta insan bunlara kurban edilmiştir. Japonların dini şintoizmin ilk dönemlerinde buna yönelik uygulamanın olduğu söylenir. İslam öncesi Arap toplumunda çocukların, köle ve esirlerin putlara kurban edilme âdetin az da olsa izlerine rastlanır. (El-Muvatta, Nezr 1008)

Câhiliye Arapları, belli zamanlarda veya önemli kabul ettikleri olaylar vesilesiyle gerek Kabe'deki, gerekse Mekke'nin diğer bölgelerinde ve Mekke dışındaki putlarının yanında mabede olan saygılarım, putlara olan bağlılıklarını göstermek, onlara yakınlaşmak gayesiyle deve, sığır, koyun, ceylan gibi hayvanlan keserlerdi. Kanım onların üzerine döker, kurbanı parçalayıp bu dikili taşların üzerine bırakır, yırtıcı hayvanların ve kuşların yemesini beklerlerdi. Yarar sağlayacağı düşüncesiyle ölen kimsenin kabri başmda veya cinlerden korunmak

18   |          Akabe Kültür ve Eğitim Vakfı

amacıyla kurban keserlerdi. Ayrıca yeni doğan çocuk için akîka kurbanı kesilerek ziyafet verildiği, bereket getireceği beklentisiyle deve veya koyunun ilk doğan yavrusunun (fera', fer'a), receb ayının ilk on gününde "atîre" adı verilen koyunun putlar için kurban edildiği bilinmektedir.

Muhammedi davetle birlikte İslam öncesi cahili- ye dönemine ait olan putlar için kurban kesme şirk ve putlarm adı anılarak kesilen hayvanlar murdar sayılmıştır. Bu şekilde tevhid inancına aykırı öğeler kurbandan temizlenerek tıpkı Hz. İbrahim döneminde olduğu gibi kurban, asli unsuruna çevrilmiş ve nafile kurbanların da etkisiyle sürekli olarak, "Allaha yaklaşmanın bir vesilesi" olarak hayatın merkezinde olmuştur. Kur'an'ın kurbana yüklediği anlam, farz kılınışından günümüze kadar kimi dönemlerde binlerce, kimi zaman milyonlarca insanın bir araya gelerek yerine getirdiği hac ibadetinde kesilmesini zorunlu kıldığı uygulamalarla nesilden nesile aktarılarak günümüze kadar gelmesine sebep olmuştur. Ayrıca Efendimizin kurbana gösterdiği önem, İslam tarihinin her döneminde kurban ibadetinin ehemmiyetini ortaya koymaktadır. Bundan sonrada kıyamete kadar yaşayarak sürdürülecektir inşallah.

Kurbanın Fıkhı

Kurban fıkhı denilince sadece hayvanın kesimine yönelik veya kesene yönelik fıkhi kurallar anlaşılmamalı. Başta ibadetin ruhuyla alakalı zihni algılama, yani kurbanı kesen şahsın "bu ibadeti icra anında amacı ve gayesi ne olmalıdır" sorusu üzerinde tefekkuh edilmelidir.

Kurban kesmek bir ibadettir ve her ibadette olduğu gibi kurbanın da fıkhi kuralları vardır. İslam düşünce sistemi ibadeti farz ve nafile diye ikiye ayırır:

Farz: Allah tarafından delaleti kati nasla kişiden istenen şeylerdir.

Nafile: Gönüllü olarak, boynuna borç (farz) olmadığı halde armağan olarak kişinin yaptığı şeylere denir. (Mekayıs) Efendimizin kurban uygulamalarına baktığımız zaman kurbanm da farz ve nafile diye iki uygulamasının olduğunu görmekteyiz.

Kur'ân'da hac, kurban ibadetiyle beraber zikredilir. Zira kurban, Hz. İbrahim'den beri haccm bir parçasıdır.

Kevser sûresi'nin son âyetinde mücerret olarak gelir. Ne var ki bu âyet, "kurban kesme"yi değil, kılman her tür namazı ve kesilen her tür kurbanı "Allah için" yapmayı emreder. Allah Rasulü hacca gitmediği halde kurban kesmeyi sünnet edinir ve

 

bir muhakemeye işaret ederler. Bir ibadetin hikmeti, onu bir yere "bağlamak"tır. Yani, onun anlam ve amacını keşfetmektir. Onun, insanm "ma hulika leh"ini (yaratılış amacını) gerçekleştirmede oynadığı rolü tesbit etmektir.

İbadetlerin hikmeti bazen onları emreden nasla- rm açık ve zımni delaletleri ve hal karineleri yoluyla, bazen de muhakeme ve istikra yoluyla bilinebilir. Kurban ibadetinin hikmeti, Kurban'm amacını açıklayan Kur'an'daki tek yer olan Hac suresinin 36 ve 37. ayetlerinde mündemiç bulunmaktadır:

Malum kurbana gelince: Biz onu sizin için içerisinde nice hayırlar barındıran Allah'ın simgelerinden biri olarak (ibadet) kıldık: o halde, (ön ayaklarından biri bağlanıp) sıra sıra diz çöktürülen hayvanları kurban ederken Allah'ın ismini anın; nihayet onların yanı yere gelince artık ondan siz de yiyin, ihtiyacını belli eden ya da etmeyen herkese de yedirin: Bu böyledir; zira Biz onları sizin yararınıza âmâde kılmışızdır; umulur ki şükredersiniz. (Hac, 36)

Onların ne etleri, ne de kanlan Allah ’a ulaşır; fakat sizden O’na ulaşan yalnızca O’na karşı gösterdiğiniz derin sorumluluk bilincidir. Böylece onları sizin ya-

rannıza âmâde kıldı ki, size yol gösterdiğinden dolayı Allah ’ın yüceliğini lâyıkıyla takdir edesiniz; ve (sen Ey Peygamber,) iyileri (O’nun rızasına ermekle) müjdele!

(Hac, 37)

Kurban Çeşitleri

1     - Udhiye-Bayram Kurbanı: Nisâba mâlik olan ve zengin sayılan kimselerin kesecekleri kurban.

2       - Nezir - Adak Kurbanı: Adak edilen kurban.

3      - Hedy - Hac Kurbanı: Hacc-ı Kıran ve Hacc-ı Temettü yapanların kesmek zorunda oldukları şükür kurbanları...

4      - Ceza Kurbanı: Hacda kurban kesmeyi icabet- tiren bir kusur işleyen kimsenin kesmesi gereken kurban.

5      - Akîka Kurbanları: Doğan çocuk için kesilen kurban.

6-     Şükür Kurbanı:Allah'a verdiği nimetlerden dolayı şükür kurbanı.

7-      Kurban bayramı dışmda kesilen kurbanlar.

Kurbanın Sahih Olma Şartlan

Kurban kesiminin sahih olabilmesi için kesenle, kurbanlıkla ve kesim işlemiyle ilgili bir takım şartlar aranır.

Kurbanlıkla ilgili bazı hususlar

Kurbanlık hayvanın özel nitelikteki ve kusursuz hayvanlardan olmasına dikkat edilir.

1) Özel hayvanlardan olması:Kurban edilecek hayvanların, belli cinste ve yaşta olması gerekir:

a) Kurbanlıkların cinsleri:Kurbanlık hayvanlar yalnızca deve, sığır-manda, koyun ve keçi (behîmetü'l-en'âm) cinsidir. Kurbanın geçerliliği açısından bu hayvanların erkek veya dişi olması arasmda fark yoktur. Bunlar dışındaki evcil hayvanlar kurban olmazlar. Kurbanlık hayvanların cinsleri şöyle belirtilir:

"Biz, her ümmet için kurban kesmeyi bir ibadet kıldık ki, bu vesileyle O'nun kendilerine rızik olarak verdiği hayvanlar üzerine Allah'ın ismini ansınlar. Bakın, ilâhınız tek bir İlah'tır; o halde yalnız O'na teslim olun!

Ve (sen de Ey Peygamber); O'na yürekten boyun eğenleri (O’nun rızasıyla) müjdele! (Hac, 34)

“Malum kurbana gelince: Biz onu sizin için içerisinde nice hayırlar barındıran Allah ’ın simgelerinden biri olarak (ibadet) kıldık: o halde, (ön ayaklarından biri bağlanıp) sıra sıra diz çöktürülen hayvanlan kurban ederken Allah ’ın ismini anın; nihayet onların yanı yere gelince artık ondan siz de yiyin, ihtiyacını belli eden ya da etmeyen herkese de yedirin: Bu böyledir; zira Biz onları sizin yararınıza âmâde kılmışızdır; umulur ki şükredersiniz. (Hac, 36)

Kurbanlık hayvanlan belirten "behîmetü'l en'âm" Hac/ 22-28-34) ifadesi, Maide: 5/1 ayetinde genel biçimde "helal hayvanlar" olarak En'âm: 6/142-144 ayetlerinde ise "koyun, keçi, sığır ve deve" olarak isimleriyle açıklanmıştır. Bu hayvanların ortak özellikleri; dört ayaklı, otobur, çift tırnaklı ve geviş getiren evdi hayvanlardır. Ayette sayılan hayvanların ortak özelliklerine sahip olmadıkları için tavuk, kaz, ördek, devekuşu, ceylan gibi hayvanların kurban olarak kesilmesi geçerli değildir.

b) Kurbanlıkların yaşlan:Kurban edilecek devenin beş, sığırın iki, koyun ve keçinin bir yaşım bitirip bir üst yaşa girmiş olması gerekir. Altı aylık kuzu da, cüsse itibarıyla büyük ve gösterişliyse kurban edilebilir. Kuzu için geçerli olan sığır içinde geçerlidir. Dişi düşmemiş, yaşma basmamış bir keçinin kurban kesilmesi caiz değildir. Kuzuyla ilgili değerlendirme, hadiste geçen "cezea" keHmesinin, altı aylık besili ve gösterişli kuzu anlamına gelmesi dolayısıyladır.

2)    KurbanltğınKusursuzOlması:YüceYaratıcı'ya bir kurbet (yakınlık ibadeti) olarak kesilecek kurbanın özürsüz olması gerekir. Kurbanlık hayvan, hem ibadet, hem de sağlık kuralları açısından sağlıklı, sağlam, organları tamam ve besili olmalıdır. Hz.Peygamber (s.a.), kurbanlığı engelleyen dört kusur saymıştır:

"Dört özellik, kurbanlıklarda caiz değildir: Açıkça belli olan körlük, açıkça belli olan hastalık, belli olan topallık, iliği kurumuş derecede zayıflık."

Diğer engelleyici kusurlar, bunlara kıyasla çoğaltılmıştır. Hz. Peygamberin açıklamasına göre.

kaçınmak gereken ve az olduğu takdirde kusur sayılmayan dört önemli kusur vardır:

1)    Kesileceği yere gidemeyecek kadar topal

2)     Ağır hasta

3)    Kemiklerinde ilik kalmamış derecede zayıf hayvan; dört adım atabilirse kusur az sayılır

4)    Bir gözü gitmiş. Körlüğü hayvanın piyasa değerini etkilemiyorsa, caizdir.

Bunların dışındaki şeyler kurbana mani kusurlar sayılmazlar.

Kesenle İlgili Şartlar:

1)    Allah'a yakınlaşma amaç ve gayesi: Kurbanın sahih olması için kesenin niyeti (amaç ve gayesi) Allah'a yakınlaşma (ibadet, kurbet, takarrub) olmalıdır: "Onların ne etleri, ne de kanlan Allah'a ulaşır; fakat sizden O'na ulaşan yalnızca O'na karşı gösterdiğiniz derin sorumluluk bilincidir. Böylece onları size musahhar kıldı ki, size yol gösterdiğinden dolayı Allah'ın yüceliğini layıkıyla takdir edesiniz; ve (sen Ey Peygamber) iyileri (O'nun rızasıyla) müjdele" (Hac/36-37)

Bunun dışındaki amaçla kesilen hayvanlar kurban yerine geçmez.

2)    Niyet: Niyet kasıttır, amaç ve gayedir. Neyi niçin ve ne adına nasıl yapacağımızı bilmemizdir.

Fakat Efendimizin kurban keserken sesli olarak yapüğı gibi dua okumak kesim sünnetlerindendir.

Hz. Aişe anlatır: "Nebi, kurban için emredip getirttiği bir koçu kurban ederken:

 ‘Allahım! Bunu, Muhammed, ailesi ve ümmeti adına kabul et’diye dua edip kesti. ” (Müslim, edâhî, 19)

"Senin adınla Allahım! Bu, şendendir; senin için ve Muhammed ile ümmeti adınadır."

(Ebu Davud, dahâyâ, 4)

3) Kurbanda ortaklığın doğru olması: Koyun ve keçi, ancak bir kişi için kurban edilebilir. Deve ve sığır, yedi kişiye kadar ortaklar arasında kurban edilebilir. Hz. Câbir şöyle demiştir:

"Hudeybiye'de Rasulullah ile birlikte kurban kestik.

Deveyi de, sığın da yedi kişi için kestik."

(Müslim, hac, 352,355)

Kurbanda esas olan niyet birlikteliğidir, dolayısıyla kurban kesmek için bir araya gelen şahısların hepsi kurban ibadeti maksadıyla hisse içine dahil olmalıdırlar. Şafii ve Hanbelî Mezheplerine göre, ibadet niyetiyle olmayan ortaklık da geçerlidir. İmam Malik'e göre ise, hane halkı temel alınarak, bir deve veya sığır, aynı aile bireylerinden yedi veya daha çok kimse adma kurban olabilir; başka aile bireyleri için yediden az olsalar bile geçerli olmaz.

4) Kurban sahibinin vekâlet vermesi: Kesen başkası olunca, kurban sahibinin açık veya delalet yollu izninin bulunması gerekir. Dolayısıyla yurt dışma yapılan bağışlarda kişinin yardım kuruluşuna kurbanım bağışlaması, nerede kesileceğini belirtmesi vekâlet anlamına gelir.

5)   Özel vaktinde kesmek (kurbanın kesim vakti: vakt-i mahsus):

Kurban Kesim Günleri (eyyam-t nahr):Udhiye (bayram) kurbanının sahih olması için özel vaktinde, yani eyyâm-ı nahr (kurban kesimi günleri) denen Zilhicce ayının on, onbir ve onikinci gününde kesilmesi gerekir. Kurbanın gece kesilmesi caizdir. Kurbanı elbette ilk gün kestirmek faziletli ve uygundur. Ama şartlar elverişli değilse kurban kesimini sevabı eksik olur düşüncesiyle, ilk güne de sıkıştırmamak gerekir. Diğer günlere de yayılarak, özellikle büyük kentlerdeki sıkışmalar ve zorluklar önlenebilir.

Kurban kesimi, bayram namazının kılınmasından sonra başlar. Bayram namazı kılınmayan yerlerde ise, sabah namazı (imsak) vaktinden itibaren kesilebilir. Kurbanın kesim vaktinin bitişi fakihler arasında ihtilaf konusudur. Ebu Ha- nife gibi bazı fakihlere göre bayramın üçüncü günü güneşin batmasıyla biter. Şafiî gibi bazı fakihlere göre ise, teşrik gemlerinin sonuncusu olan dördüncü gün akşama kadar kurban kesilebilir.

Kurbanın Kesim Usulü

Tezkiye (usulüne uygun kesim)

Tezkiye, sözlükte "kesmek, boğazlamak" anlamına gelirken, fıkıh dilinde "dini kesim şekline verilen addır."

Hayvan kesiminden amaç kam akıtmaktır. Dolayısıyla şerî kesime uygun bir boğazlama yemek

borusu, nefes borusu ve şahdamarlannın kesilmesiyle yapılan bir boğazlamadır. Kurbanlık hayvanlar kesilirken başka bir amaçla değil, sadece Allah rızası için kesildiğini vurgulamak için "Bismillahi Allahu Ekber" denilerek kesilmesi, hayvana elden geldiğince acı vermeden, ona eziyet etmeden boğazlanması da uyulması gereken kurallardandır.

Sünnet üzere yapılacak kesim uygulamasının edebi şöyledir:

a)    Keskin ve büyük bir bıçak hazırlanarak kurbanın gözünden uzak bir yere konur.

b)    Hayvanın ayaklan ve yüzü kıbleye gelecek şekilde, sol yarn üzerine yatmlır. Sağ arka ayağı dışındakiler bağlanır. Bu sırada -varsa- diğer kurbanlıkların bu am seyretmemesi sağlanır.

c)     Hayvan yatırıldıktan sonra istenirse şu dualar okunabilir.

1) "Allahumme, Hâzâ Minke ve İleyke."

(Allahım, bu şendendir ve yine sanadır)

2) "İnnî Veccehtu Vechiye lillezî Fatara's- Semâvâti ve'l-Arda Hanîfen. Vemâ Ene mine'l- Müşrikîn." (Artık ben, her türlü batıldan yüz çevirerek bütün varlığımla gökleri ve yeri yaratana yöneldim; ve ben O'ndan başkasına ilahlık yakıştıranlardan değilim! (En'am, 6179)

 

m kesmeye kalkışması kesinlikle doğru değildir. Bu durumdaki kişiler, kurbanlarım ya belediyelerin mezbahalarında, ya da kasaplıktan anlayanlara kestirmelidirler.

Hayvan kesiminde ve özellikle kurban ibadetinde Allah adının anılması emri, her türlü şirkten uzak durma bilincini koruma anlamı yarımda, can almanın çok dddi bir iş olmasını da amaçlar. Böy- lece, her canlıyı yaratanın Allah olduğu, yeniden bütün ciddiyetiyle hatırlanır. Canlılara şefkat ve merhamet ederek haklarım koruyup gözetme konusunda Sevgili Peygamberimiz, Müslümanlara hem uygulamalarıyla örnek olmuş, hem de teşvik edici sözler söyleyerek rehberlik etmiştir.

Etin dağıtımı

Kesilen kurbanlıkların etinin üçe ayrılarak bir bölümünün fakirlere, bir bölümünün komşulara dağıtılması, bir bölümünün de hane halkına alı- konması uygun olur. Kurban sahibi sakatat ve iç organları ister dağıtır, ister alıkoyar. Derisini ise island amaçlara uygun hayır faaliyetlerinde bulunan kuruluşlara verebilir veya kendisi kullanmak için alıkoyabilir.

Kurbanla İlgili Sorular ve Cevapları

Soru: Peygamberimize kurban kesilir mi? Cevap: Böyle bir uygulama Kur'an'da, sünnette, imamların içtihadında mevcut değildir. Bidat bir uygulamadır.

Soru: Ölülere kurban kesilir mi?

Cevap: Efendimizden hac ve umre dışmda bir yakın veya bir uzak için diğer ibadetlere, niyabeten yapıldığına dair bir uygulama gelmemiştir. İbadetler konusunda kıyas olmaz. İbadetler kıyasa dâhil değildir. Onun için esasmda bidat, ibadet konusunda Efendimizden bir şey gelmediği halde onu yapmaktır. Yani sonradan bir ibadet türü çıkarmaktır. Eğer insanlar illede keseceklerse bunu kendileri için kessinler, bunun ecrini onlara bağışlasınlar, Rabbim isterse onlara gönderir. Öbür türlüsü şeriatta olmayan bir şeyin, şeriata konması anlamına gelir ki bidatin tarifi de budur. Yani sakıncalıdır.

Soru: Toplu kurban kesimlerinde hisseler birbirine katışıyor, bu doğru mu?

Cevap: Ne kesen açısından ne de kestiren, ne de organizasyon yapan açısından bunun hiçbir vebali yoktur. Esasen insanlar da Allah'ı kendileri gibi düşündükleri için, Rabbimizin niyetler üzerinden hesap tuttuğunu bilmiyorlar, insanların listeleri karışabilir, hisseleri karışabilir, etleri karışabilir, bunu insanlar karıştırabilir. Ama Allah karıştırmaz. Kalplerin özünü bilen Allah, herkesin niyetini, amelini amel defterine yazar. Allah hesabı etler, listeler, isimler üzerinden yapmaz, Allah'ta kaynağından, kalbin ta özünden yapar, çünkü O'na ulaşan kurbanın takvasıdır, onun için bunların hiçbirisi kurbanda eksiklik teşkil etmez.

Soru: Kilo ile kurban kesmek ve satmak caiz midir?

Cevap: Canlı olarak kilo ile kurban almak ve satmak caizdir. Ama etin kilosunu hesap ederek.

önceden ben kurban keseceğim, bana şu kadar et çıkacak şeklinde şart koşmak asla olmaz. Bu niyet ibadet niyeti değildir. Bu niyet ete niyettir. İbadete niyet ile ete niyet ayrıdır.

Soru: Kurban hisselerinden birinin niyeti et yemekse, yani kurban kesmek değil eve et almaksa, bilinen bu şahıs hisseye ortak edilebilir mi, diğer hisselerin kurbanını etkiler mi?

Cevap: Kurban kesmek her Müslim üzerine sünneti müekkededir, bazı imamlara göre vaciptir. Eğer hisseye girdiğimiz insanlardan birinin veya bir kaçının içinden niyeti bozuk olan varsa, bundan diğerleri mesul değildir. Çünkü kimse kimsenin niyetini okumakla ve sahabenin fakihlerine göre bilmekle sorumlu değildir. Böyle bir mecburiyeti de yoktur. Kimse kimsenin kalbini yarıp bakamaz. Şeriat bunu emretmemiştir. Ama bir tanesinin niyeti bozuk ve bu da biliniyorsa o zaman hisseye ortak edilmez. Fakat herkese niyetini belirtmek diye bir mükellefiyet yoktur. Çünkü o kurbana giren hissedarları peşinen mümin saymak zorundayız. Şerî şerifin müminden istediği de budur. Yani esas olan suizan değil, hüsn-i zandır.

Soru: Kurbana engel olan asli kusurlar nelerdir?

Cevap: Kurbanda asli kusurlar. Sevgili Peygamberimizin saydığı dört kusurdur. Bu kusurun üzerine içtihatla eklenecek her ilave kusur, o içtihadı yapan alimi ve ona uyanları bağlar. "Allah sizin için kolaylığı diler, zorluğu dilemez" ayeti gereğince Efendimizin saydığı dört kusur üzerine başka kusurlar ilave etmek doğru olmasa gerektir.

Soru: Hocam mesela hayvanın körlüğü piyasa değerini etkilemiyorsa kusur olarak adlandırılabilir mi?

Cevap: Hayvanın alım satımında değerini etkilemiyorsa bu durumlar kurban edilmesine engel kusurlar değildir. Burada esas alınması gereken durum Kabillik yapmamaktır. Yani daha ucuzdu, körünü aldım, daha ucuzdu kulaksızım aldım, daha ucuzdu kuyruksuzunu aldım, şeklinde değilse, bunlar kurbana münafi değildir.

Soru: Gebe hayvanlar kurban edilir mi?

Cevap: "Zekatul cenin zekatu ummihi,, ceninin kesimi annenin kesimidir" diyor Peygamberimiz... Dolayısıyla gebe hayvanı kesmeye yönelik bir yasaklama yok şeriatte. Fakat bu tavsiye edilmez. Çünkü kurbanlık hayvanların neslinin kesilmemesi esastır. Hayvanlarda yaş sının getirilmiştir. Yaş sınırı tayin edilmesinin hikmeti budur. Hayvanın neslinin azalmaması için bir tedbirdir.

Soru: Şahıs kurban aldı, fakat kesmeden kurban telef oldu, tekrar alıp kesmek zorunda mıdır?

Cevap: Eğer şahıs kurban aldı o da telef oldu ise, bu esasmda "bozulan nafile vacip olur" hükmünce eğer imkam varsa yerine getirmeli, ama imkanı yoksa "teklifi ma la yutak-giiç yetirilemeyecek olanı teklif" caiz değildir, onun boynundan düşer.

Soru: Kurban kesmek vacip midir nafile midir?

Cevap: Kurbana vacip demek teknik bir tanımlamadan kaynaklanır. Bizce ibadetler farz ve nafile diye iki guruba ayrılır. Aynı şey kurban içinde geçerlidir. Kurban, Efendimizden gelen sünnet bir

ibadettir. Hz. Ebubekir ve Hz. Ömer halife oldukları halde, müslümanlar farz sanmasınlar diye bazı yıllar kasten kurban kesmeyi terk etmişlerdir. Kurbanın farz ve vacip boyutu hac ile alakalıdır. Gerisi nafiledir. Efendimizin yaptığı uygulama ise haccm coşkusunu yaşatmak veya hacca gidemeyenlerin kurbanım hacca göndermesi olarak anlaşılabilir.

Soru: Biri akika, diğeri adak, bir diğeri nafile kurban kesmeye niyet edenler bir büyükbaş hayvanda toplanabilirler mi?

Cevap : Kesinlikle... Karıştırılmaması evladır. Çünkü niyetler farklıdır.

Soru: Kişinin bir kuruma kurbanını bağışlaması veya kesim için vekalet vermesi, kurbanın kesim anmda kesene vekalet vermesi anlamına gelir mi ?

Cevap : Vekalet meselesinde insan kendi niyetini tutar ve bu niyyetini de karşı tarafa, yani kuruma ve ya şahsa, bizzat, bilvasıta, telefonla, e-maille yoluyla yada mesajla, yani herhangi bir yolla iletmişse bu vekalet meselesi bitmiştir. Yani yeterlidir. Günümüzde vekalet konusu niyetten çıkarılıp bir törene dönüştürülmüştür. Buna ihtiyaç yoktur. Bu uygulama biçimine ne Efendimizden, ne de sahabeden örnek getirilebilir. Toplu kesimlerde listeden isim okunabilir, fakat bu şart değildir.

Kurbanın Sosyal ve Ekonomik Önemi

Kurban Allah'a Yaklaştırır

İbrahim peygamberi, Hanne'yi, Zekeriyya'yı Allah'a yaklaştıran kurbandır. Kurban edenler İbrahim, Hanne ve Zekeriyya. Kurban olanlar ise İsmail, Meryem ve Yahya. Bu ne büyük bir yakınlıktır ki; İbrahim biricik oğlunu, Hanne biricik kızım, Zekeriyya biricik Yahya'sını Rabbi'ne adıyor. İşte kurban olmanın, kurban etmenin hikmeti bu olsa gerekir. Zira kurban edenler/adayanlar hep adandılar.

Kurban İnsanlığa Yaklaştırır

Kurban insanlıkla yaşıt bir ibadettir. Zira Kur'an'da "kurban" teriminin kullanıldığı nadir yerlerden biri olan Maide 27. ayet, Adem oğullarından ikisinin kurbanla sınanmasından söz eder.

Bu neyi gösterir?

1.    Kurban ibadetinin insanla yaşıt, hatta insanın ilk ibadeti olduğunu...

2.    İnsanın cevherle cürufunun sınanmadan, denenmeden ayrışmadığını...

3.    Kişi ne kadar kendinden ve Allah'tan uzaksa, mülkiyet tasavvurundaki çarpıklığın da o kadar vahim olduğunu...

Kurban Ümmete Yaklaştırır Bir iktibas:

"Üç kuşaktır çocukların yetim doğduğu bir dönemden bahsediyoruz, bu dördüncü kuşak... Beşyüz hisse kurban verdik Filistinli kardeşlerimizin ellerine... İnanın, torbalara, içindeki etlere değil, derin derin yüzümüze bakıyorlardı. Meğer ne büyük hediye götürmüşüz, meğer ne büyük umutlar ısmarlamışız. Umut dolu gözler, umut dolu ufuklar çiziyorlardı bizim için... İşte o zaman bir daha anladım kurbanın insanı insana, insanı ümmete nasıl yaklaştırdığını..."

(Mustafa İslamoğlu-2009 Bayram Hutbesi)

 

Kurban Bilinci

Her insanın bir İsmail'i vardır

Her insanın bir İsmail'i vardır, insanın, 'bir tek şeyden kimse beni vaz geçiremez' dediği neyse o İsmail'idir. 'Tamam şunu bırakırım, bunu da bırakırım; arabadan, evden vazgeçerim ama sigaramdan asla vazgeçmem' diyorsan işte senin İsmail'in budur. Bu kiminin şöhreti, kiminin güzelliği, kiminin serveti, kiminin uzmanlığı, kiminin ünvanıdır... Her ne ki Allah'a giden yolda insanı tökezletiyorsa o İsmail'idir kişinin.

Oram için kurban olmak hayran olmaktır, kurban olmak anlamaktır, kurban olmak farkma varmaktır, kurban olmak sevmektir, kurban olmak var olmaktır, kurban olmak Allah'a kul olmaktır, kurban olmak yakınlaşmaktır, kurban olmak sana şahdamarmdan yakm olanı fark etmektir, kurban olmak kendine gelmektir, kurban olmak canan olmaktır.

Zira şeytan Hacer'e gelip 'İbrahim oğlunu nereye götürdü biliyor musun, onu kurban edecekmiş' deyince Hacer, 'Hiç bir baba evladını keser mü' diye itiraz etmiş, şeytanın da; 'Ya Allah emretmişse?' demesi üzerine; 'Sana da ne oluyor, Allah emretmişse sana bana ne düşer' deyip şey tam taşlamıştı...

Kurban sadece hayvanı kesmek midir?

Hayır, asla. Zira Hanne'nin adamasına, Zekeriyya'nın adamasma halel getirmiş oluruz. Meryem ve Yahya kurban değildi de neydi? Yine aym bağlamda verilen zekatlar maldan, servetten kurbandır. Onun için hayvanın başı kesilince hayvanın gerisi kaybolur mu sanıyorsunuz? Aksine onun başım kesmek onu budamaktır. Zekat verince mal azalır mı ki? Aksine zekat malm budanmasıdır. Bu Allah'ın kuralıdır. Sadece bitkiler budanınca daha çok meyve vermezler. Aym şekilde ameller de budanınca meyvesini verirler. Zekat, sadaka, infak servetin ve malm budanması, kurban edilmesidir. Kurban da işte böyle bir budamadır. Eğer ağacın dalma kıyılmazsa elde ürün olmamasından öte, ağacın tamamı telef olacaktır. Aslında İbrahim, Hanne, Zekeriyya; hatta Abdulmuttalib de adarken böyle bir budamanın neticesine inanarak adadılar. Ürün mü? İşte, Alemlere Rahmet Hz. Muhammed ve ümmeti...

Kurban Bir Semboldür

Sual: Peki kurban ibadetim niçin hayvan kesme biçiminde eda ediyoruz? İşte cevabı:

Cevap: "Hayvanların kurban edilmesine gelince, Biz bunu sizin için Allah tarafından konulmuş simgelerden biri olarak öngördük ki bunda sizin için (nice) yararlar vardır...

Biz, işte bu amaçla onları sizin yararınıza sunuyoruz ki şükredesiniz." (Hacc/36)

 

Hemedan'ın ve Himyerlilerin putlarıydı. Peki, ya Kureyş? Ya bölgenin en vazgeçilmez hayvanı olan deve? Onu neden put olarak göremiyoruz?

Bu sorunun cevabı için Maide sûresinin 103. âyetini okumamız gerekecek:

"Ne bahîra ve sâibe, ne de vasîle ve kâm Allah'ın emri değildir. Fakat hakikati inkârda direnenler Allah'a iftira ediyorlar. Zira onların çoğu kafalarını kullanmıyorlar."

Cahiliyye inşam, sonuncusu erkek olan beş yavrulu dişi deveyi kutsuyor, bunun alâmeti olarak kulağım yarıp adım "kulağı yarık" anlamına gelen bahîra koyarak salıveriyordu. Adandığı için seyip olarak salıverilen deveye sâibe adım veriyorlardı. Sulbünden on deve gelmiş olan erkek deveyi kutsayıp salıveriyorlar, adına hâm diyorlardı. İlk doğumda ikiz doğuran koyun ve keçinin ikizlerinden erkek olanım kutsayıp salıveriyorlar ve adını da vasîle koyuyorlardı.

Bu tür hayvanlara birer işaret koyup salıveriyorlardı. Sırtma binmiyorlar, kesip yemiyorlar, tüyünden ve sütünden istifade etmiyorlardı. Bir tür minnet duygusuyla yapılan bu uygulama, sahte bir kutsallık icadıydı. Bu sahte kutsallık ve dindarlık gösterisi, ekmeğin sahibine şükredeceği yerde ekmeğe şükreden şaşkınlıktan başka bir şey değildi. Bu, hayvana da eziyet idi. Çünkü o deve artık "Allah'ın devesi" oluyor, ona ne yem ne de su veriyorlardı.

Aslında Semud kavminin helâk kıssasmda merkezî bir yer işgal eden "deve", bu kavmi helâke

Kurban El Kitabı |                                                          41

götüren sürecin temelinde varlık hiyerarşisini ihlalin yattığını gösteriyordu. Bu deve için Kur'ân'da "Allah'ın devesi" tabiri kullanılır. Aslında bu "Allah'ın beyti", "Allah'ın arzı" ibareleriyle aynıdır. Yani "kamu malı" m ifade eder.

Onlar muhtemelen, "Allah'ın devesine" varlık hiyerarşisini bozan bir tasavvurla yaklaşmışlardı. Mekke müşriklerinin Sâibe, Hâm ve Vasile adım koyarak bir yandan kutsayıp, öte yandan "Allah'ın devesine Allah baksın" mantığıyla aç ve susuz bırakmalarına benzer bir tavır sergilemişlerdi. Sonuçta Allah'ın devesine Allah'ın suyunu çok görmüşler, bu tasavvur onları helâke sürüklemişti.

 

Akabe Camiası Kurban Çalışmaları

Kesim Organizasyonları

Vakfımız ve Yardımeli gibi kardeş kuruluşlarımız, kuruluş gayesini gerçekleştirmek için her türlü dini, sosyal ve kültürel faaliyetleri yapmakla birlikte yardım çalışmalarından, öğrenci burslarına kadar çeşitli faaliyet göstermektedir.

Vakfımızın faaliyet alanlarından biri de kurban kesim organizasyonudur. Kurban ibadetinin gerçekleştirilmesinde yaşanan sıkıntıları gidermek, daha düzenli ve sağlıklı bir ortamda kesimi gerçekleştirmek amacıyla vakfımız, kurban kesim çalışmalarını yürütmek üzere bünyesinde bir komisyon oluşturmuştur.

Kurban komisyonumuz, vakfımızın bu hedefini gerçekleştirmek amacıyla "kurban kesim organizasyonu" adı alfanda çalışmalar yapmaktadır. Kesimin dini vecibelere uygun şekilde gerçekleştirmesi, kurban kesiminin daha sağlıklı ve daha düzenli bir ortamda yapılması hedeflerimizin başında gelmektedir.

Organizasyonumuz, yıllardır yapılan çalışmalar neticesinde, İstanbul ve diğer illerdeki mezbahalarda görev alan birçok uzman kasap ekipleri ile çalışma fırsatı bulmuştur. Bu ekiplerin en başarılı olanlarıyla sözleşme yaparak bünyesine dâhil etmiş ve kesim konusunda yaşanan sıkıntıları gidermiştir.

Kurban organizasyonunda kesim çalışması kadar diğer hazırlıklar da büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle organizasyonumuz kesim öncesi hazırlıklara ve kesim esnasındaki faaliyetlere büyük önem vermektedir.

Organizasyonumuz kesim dışındaki işleri, gönüllü çalışmayı benimseyen, infak ahlakına sahip, emeğini vakfeden binden fazla gönüllü ile yürütmektedir.

Organizasyonumuzun kurban kesim çalışmaları uzun zamandan beri süregelmekte ve yılların tecrübesine sahip bulunmaktadır.

Son yıllarda kesimlerin modem ve sağlıklı ortamlarda yapılabilmesi için belediyelerle koordineli çalışmalar yürütülmektedir. Söz konusu çalışmalar neticesinde; kurban kesimi modem kesim tesislerinde sağlıklı bir ortama kavuşturulmuştur.

İstanbul Büyükşehir Belediyesinin ürettiği mo- bil kurban kesim tesislerinin devreye girmesi ile kurban kesiminde yeni bir döneme girilmiştir. Bu aşamadan sonra organizasyonumuz da bu tesisleri kullanmaya başlamıştır.

Bu kesim tesislerinde kesimin her aşamasında en modem araçlar kullanılır. Elektrikli testereler, otomatik caraskallar ve bant sistemleri kullanılarak, teknolojinin bütün imkânlarından yararlanılır. Modem caraskallar vasıtasıyla kolaylıkla yatırılan kurbanlıklar eziyet görmeden ve dini vecibelere uygun olarak kesilir. Kesimden sonra havaya kaldırılan kurban banda alınarak derisi yüzülmek üzere deri makinesine gönderilir. Derisi zarar görmeden ve seri bir şekilde alındıktan sonra işkembesi çıkarılmak üzere kurbanlık bir sonraki bölü-

me aktarılır. İşkembesi alman ve karkas durumuna getirilen kurbanlık, parçalanmak üzere bir sonraki bölüme alınır. Burada elektrikli testerelerle taşınabilir parçalara ayrılan kurban etleri poşetlendikten sonra sahibine teslim edilerek kurban kesim süreci tamamlanmış olur.

Vakfımız geçmiş yıllarda birçok ilçe belediyesine ait kurban kesim tesisini ve büyükşehir belediyesine ait çok sayıda mobil kurban kesim ünitesini büyük bir başarıyla işletmiştir.

Hisse Organizasyonu

Vakfımız, büyük şehirlerin kurban kesimi şartlarının zor olması nedeniyle kurban talebinin karşılanmasına yönelik olarak kurban hisse organizasyonuna ihtiyaç duymuştur. Uygun fiyata satın alman büyükbaş hayvanlar kurban gününe kadar beslenir. Organizasyonun tanıtımı için yazık ve görsel reklamlar hazırlanır. Hisse talep başvurularının değerlendirilmesi için bir personel görevlendirilir ve hisse talep başvurulan alınır. Kurban hisse organizasyonunda kurbanlıklanmız, kurban vasıflarına uygun hayvanlardan seçilerek, vekâlet sistemiyle bayramın 1. günü dini vecibelere uygun olarak kesiHr. Kesim için anlaşma yapılan mezbaha kesim işlemini tamamladıktan sonra, kesilen kurbanın etleri hisselere aynkr ve paketlenir. Bayramın ikinci günü hisseler sahiplerine teslim edilir.

Deri ve Kelle Bağışı

Vakfımız bu çalışmalar ve hizmetlerin yarımda bir de deri ve kelle bağışı organizasyonu yapmaktadır. Bunun için vakfımızda kabul merkezi oluş-

turulmuştur. Telefon ile bu çalışmaları yönlendirebilmekteyiz. Araçlarımızla, bağış yapılan kurban derileri vakfımız adına değerlendirilmek üzere bir merkezde toplanmaktadır.

Zira;

Kurban derileri,

Vakıfür; Allah için kesilen kurbanın bir parçası olan deri de Allah yolunda vakfedilmeli- dir.

Emanettir; Allah'a kurban olma saadetine erişmiş bir canın meşru yerlerde kullanılması şartı ile üzerimize emanettir.

İmtihandır; bu emanetin gereğini yerine getirmek ahlaki bir olgunluktur. İnananın salih amel ecrine kavuşmasıdır.

Destektir; insana yapılan yatırımlara ve insani faaliyetlere maddi destektir.

Sadakattir; bu hayrı ihmal etmek, insanın kendi değerlerine ters düşmesidir.

Yardımeli'nin Vekalet Yoluyla Kurban Organizasyonu

Bilmekteyiz ki artık dünyanm her yerinde zulme uğramış, mazlum kalmış, yardıma muhtaç, açlık ve fakirlik içerisinde olan kardeşlerimiz var. Bizler elimiz yettiğince bu coğrafyalara yardımlar götürüyoruz. Bu yardımları kimi zaman okul yaparak, kimi zaman yetimhane inşa ederek, kimi zaman da kurban organizeleri yaparak bunlar gibi çeşit çeşit faaliyet gerçekleştirdik. Vekalet yoluyla aldığımız kurbanları, dünyanm dörtbir yanmda

ihtiyacı olanlara elimiz yettiğince ulaştırıyoruz. Bu gibi hayır faaliyetleri için kurduğumuz yardımeli, tüm bu çalışmalarm takibini, hazırlığını ve işleyişini yapmaktadır.

www.kurbanhisse.com © 2017 ins web